Kayıtlar

Papatyalara söyleyin sevmek kavuşmaya yetmiyor

 Başlık çok komik oldu değil mi? Kamyon arkası yazısı ☺  Geçenlerde arabayla bir yerden gelirken dinlediğim bi müzikle uzun zamandır görmediğim arkadaşlarımı ne kadar özlediğimi fark ettim. Bi araya gelme hayalleri kururken arkasında bu yazı olan bir araba geçti önümden. Belki, dedim... Belki kavuşmak bu dünyada kısmet değildir. Öyle ya kim garanti edebilir ki kimi dünya gözüyle bi daha göreceğini? Bu sebepten değil mi her ayrılıkta "Allah a emanet ol " dememiz? Başka kime emanet edebiliriz ki kimsenin garantisinin olmadığı bu dünyada? Peki kavuşma ihtimali olmadan da sevilir mi? Bunu düşündüm sonra...  Evet. Cevabım evetti. Belki o delidolu arkadaşlarla bir daha beraber muhabbet çayı icemeyecegiz,belki kardeşlerimizle aynı sofraya oturamayacagiz. Beraber alışverişe çıkamayacağız,müzik dinlemeyecek şarkı söylemeyeceğiz, kitap fuarlarini talan edemeyecektik. Kocaman sarılmalar çuvallara konup tavan arasına kaldırıldı.dibini gördüğümüz demlik demlik çaylar , etrafinda sabah...

CAN'lar

 Can... O kadar çok şey çağrıştıran bir kelime ki... Kimi zaman aldığımız nefes, kimi zaman arkadaş , kimi zaman komşu, belki evlat belki kitap belki çay belki kahve... Saçma mı geldi size ? Olabilir; ama bence yargılamadan önce bir konuşalım :)  CAN'lı demek size neyı ifade eder?  Biyolojik olarak hayatta olan değil mi? Canlı bitki canlı insan .hatta bazen mecaz a bile kaçarız canlı renkler deriz içimizi kıpır kıpır eden renklere. Ya da bizi hareketlendirmesi için bir müzik istediğimizde "canlı bir şeyler aç " deriz. Çok bunalmış bezmiş insanlara "aaa canlan hadi " deriz. İşte bu yüzden yazının başında bu kadar örnek verdim.  Benim için Can o an bana hayatta olduğumu hissettiren şeydir. Bu bazen kokusuyla dertlestigim bir elma çayı olur. Bazen de tadına doyamadığım bergamotlu çay. Hayatın yoğunluğunda o kadar çok unutuyoruz ki kendi canımızı. O kadar çok yaşamıyoruz ki.yaşayamıyoruz belki de...  Peki sizin CAN' ınız ne ya da kim? Ne yaptığınızda ya da neyle...